 |
| Gönderen : |
aydın akdeniz |
Email : |
aakdeniz1965@hotmail.com |
“Jeopolitik Devrim” Ve Türkiye’nin Bölgesel Aktörlüğüne Ermeni Engeli |
 Uluslar arası dengelerin tesisinde kaçınılmaz olarak geliştirilen bir ortak aklın varlığını görmek ve alınan kararların uygulanabilirliğini, tüm tarafları bir şekilde hoşnut kılacak kriterlere bağlamak pratiği, bu dengelerin tüm toplumlarda siyasi, kültürel ve tarihi hesaplaşmalara konu edilmeden kurulabildiğini göstermesi bakımından oldukça anlamlı ve sevindirici bir durum olsa gerek. Sanırım devletlerarasında bu tür ilişkilerin şekillenmesinde bu kriterler olağan dışı sapmalar olmadığı sürece hep korunup gözetilen değerler oldu. Ülkemizin, kendi sınırları dışında büyük sorun ve problemlerin yaşandığı komşu ülkelerin endişe uyandıran konumlarına rağmen bir irade ortaya koyarak bölgede insiyatif alması, Uluslar arası çevrelerde takdir uyandıracak bir gelişme olmalı. İşte daha önce Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan arasında gerçekleşen bir stratejik işbirliği neticesinde; Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı projelerinin ardından yapımı 07.02.2007 tarihinde Tiflis’te imzalanan bir anlaşma ile kararlaştırılan; Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının ülkemiz sınırları içerisinde kalan 76 kilometrelik bölümünün temelinin 24 Temmuzda atılacak olmasıyla, bu projelerin kapsamı daha da geliştirilmiş olmaktadır. Batı ile Doğu arasında yeni bir ticari koridor olması nedeniyle “ Demirden İpek Yolu” olarak adlandırılan BTK demir yolu hattı ile Avrupa devletleri, yakın bir gelecekte İstanbul üzerinden önce Kars’a ve buradan Orta Asya Cumhuriyetlerine bağlanabilme imkânı bulmuş oluyor. Ayrıca İskenderun Körfezi üzerinden Orta Asya, Çin ve Hindistan bağlantısı ile bir başka alternatifin oluşması Ülkemizin bu bağlamda göz ardı edilemeyecek değerini büsbütün ortaya koymaktadır. Yapımı, planlamada 2010 yılında tamamlanması öngörülen BTK demiryolu, bölge ülkelerinin ekonomik açıdan canlanmalarına neden olurken aynı zamanda bölgesel bir işbirliği ve politika geliştirmelerine de neden olacaktır. Tüm bu kazanımların yanı sıra bir zamanlar Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nin Türkiye sınırındaki Sederek İlçesine kadar inşa ettiği demiryolunun BTK demiryolu ile birleştirilmesi sağlandığında yaklaşık yirmi yıldır Ermenistan tarafından ekonomik bir abluka altına alınmış olan Nahcivan halkı rahat bir nefes alma imkânı bulmuş olacaklardır. Ermenistan’ın bu projelere dahil edilmemesi nedeniyle, ermeni lobisinin uluslar arası çevrelerdeki tüm müdahale ve girişimlerine rağmen projenin hayatiyete geçmesi yönündeki kararlılık hız kesmeden devam etmektedir. A.AKDENİZ http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=772664
|
 |
|
 |
| Gönderen : |
aydın akdeniz |
Email : |
aakdeniz1965@hotmail.com |
Uluslararası çevrelerde fundamental Ermeni fenomeni |
 Rusya’nın arşivini kamuoyuna açarak orada Ermenilere yönelik herhangi bir katliamın yapılmadığını belgelemeleri ve hatta bilinenin aksine katliamın Anadolu’da Ermenilerce Türklere karşı yapıldığını herhangi bir itiraza mahal bırakmayacak şekilde ortaya koymaları oldukça düşündürücü bir tavır. Gerçi, hayli zamandır başta ABD ve Fransa olmak üzere çeşitli ülkelerin, siyasi amaçlarca dillerine doladıkları bu söylem, bizim yabancısı olmadığımız asılsız bir iddiadan öte bir şey değildi fakat her ne hikmettir bilinmez kendi haklılığımızı bir türlü anlatamıyor, etkili olamıyorduk bu çevrelerde. Konunun tarih araştırmacılarına bırakılmasıyla işin lehimize sonuç vereceğini bile, bile tartışma odağını, yoğunlaştığı siyasi platformdan uzaklaştıramadık bir türlü. Dış dünyada yalnızdık, bizi dinleyecek, derdimizi anlayacak bir güç odağı bulamıyorduk. Yurt dışına verdiğimiz onca dış göçe rağmen, buralarda yaşayan insan potansiyelimizi koordine etmede sıkıntı yaşadık. Bir anlamda kendi kaderlerine terk edilen bu insanlarımız akılcı politikalarla ülkemizi siyasette, ekonomide, sanatta, bilimde temsil edebilecek nitelikli bir potansiyele dönüştürülebilirdi hâlbuki. Lobicilik faaliyetlerimizi bu insanlar üzerinden rahatlıkla sürdürerek sesimizi duyurabilirdik. Her ne ise sanırım yılların ürettiği bir takım ihmaller bizi içinde bulunduğumuz noktaya getirdi. Beklenmedik bir zamanda komşumuzdan gelen bu destek oldukça manidar. Ne olmuştu da onca zamandır tozlu tarih sayfalarında yatan bu gerçekliğe kulak tıkanmıştı da şimdi, birden bire harekete geçme ihtiyacı duyulmuştu! Kendimize düşman olarak gördüğümüz güç, bunca tarihsel arka plana rağmen vaz mı geçmişti huyundan? Tabiî ki hayır. Bir defa bu tür ilişkilerin dostluk ya da düşmanlık algılaması duygusallığında yürütülmemesi gerçeğini kavramış olmamız gerek milletçe. Ekonomi piyasalarındaki arz ve talep dengesi gibi bir durum söz konusu burada. Bana ne kadar yakınsan ben de sana o mesafede olacağım türünden bir şey bu. Fakat zamanlama ürkütüyor insanı. Rusya, bu tavrıyla uluslar arası çevrelere ben artık size karşı Türkiye’nin yanında yer alıyorum mesajı vermiş oluyor. Bu destek elbette yüreğimize su serpiyor ama öte yandan bilinen dengelerde sapmalar ve kaymalar, saf değiştirmeler yaşanıyor, Asya devletlerinde artık hissedilir şekilde bir dirsek teması görülmeye başlanıyor.
Aydın AKDENİZ
|
 |
|
|